Afet ve Psikososyal Hizmetler

Büyük patlamayla oluşan dünyanın 6 milyonluk öyküsünde tarihin başlangıcından ve bilinen en büyük afet olan İtalya’da Vesuvius Dağı’nın volkanik patlamasından (M.S. 79)  itibaren afetlerin yıkıcı ve yeniden inşa edici gücü çok büyük rol oynamaktadır. Kültürlerin yok oluşu, canlı türlerinin soylarının tükenmesi, hayatın temel kaynaklarının azalması, jeolojik yapıların değişimi, ailelerin dağılması, maddi manevi her türlü birikimin ortadan kalkması veya tam tersi yeni kültürlerin doğması, bilim ve teknolojinin gelişmesi, toplumların güçlenmesi ve kalkınması gibi çok geniş bir yelpazede afetlerin bireyi, aileyi, toplumu, dünyayı hatta evreni etkilediği bilinmektedir.

Afetlerin neden olduğu karmaşa ortamının yönetilmesi afet yönetiminin bir parçası iken; afetlerden sonra birey, aile ve toplumun en kısa zamanda ‘normal’ yaşama dönmesi ve ilerideki afetlere karşı daha hazırlıklı olmasının sağlanması psikososyal müdahalelerin amaçlarındandır.

Afetlerde psikososyal hizmetler afetle ilişkili olarak bireyin psikolojik ihtiyaçlarının sosyal çevresi içinde karşılanmasıdır. Daha detaylı bakılacak olursa;

  • Afet sonrası ortaya çıkabilecek psikolojik uyumsuzlukların/bozuklukların önlenmesi,
  • Aile ve toplum düzeyinde ilişkilerin kurulması/geliştirilmesini,
  • Etkilenenlerin ‘normal’ yaşamlarına geri dönmesi sürecinde kendi kapasitelerini fark etmeleri ve güçlenmelerinin sağlanmasını,
  • Toplumda gelecekte ortaya çıkması muhtemel afet ve acil durumlarla başa çıkma/iyileşme/ toparlanma becerilerinin arttırılmasını,
  • Yardım çalışanlarının desteklenmesini içeren ve afet döngüsünün her aşamasında yürütülen çok disiplinli hizmetler bütünüdür.

Afetlerden sonra ortaya çıkabilecek psikososyal sonuçları şu şekilde sıralayabiliriz: Psikolojik problemler, sebebi belirlenemeyen sıkıntılar, sağlık problemleri ve endişeleri, günlük yaşama dair süreğen problemler, psikososyal kaynakların kaybı, gençlik dönemine ait özel sıkıntılar. Bu sıkıntıların önlenmesi, azaltılması ve kişilerin güçlendirilmesi için, gerek afete uğrayan ülkenin kendi kaynaklarıyla gerekse kaynakların yetersizliği sebebiyle uluslararası düzeyde, uygulanan psikososyal müdahaleler tüm dünyada görülmektedir.

Savaş, doğal afetler, göçmen krizleri gibi durumlar için dini veya hükümete bağlı kuruluşlar, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, ayrıca Birleşmiş Milletler (1945) ve Uluslararası Kızılhaç Kızılay Federasyonu (International Red Cross/Red Crescent Federation, 1864), bu durumlardan etkilenenlere uzun süreli yardım sağlamaktadır. İnsani yardım kuruluşlarının psikososyal destek ihtiyacını fark etmeleri ve müdahale etmeleri, 1994 yılında Ruanda’daki yaklaşık 800.000 kişinin ölümüne neden olan soykırım ve 1992-95 yılları arasında yaşanan Balkan savaşlarındaki 200.000 kişinin ölümüne yol açan etnik temizlik gibi korkunç olayların etkisiyle başlanmıştır. Ruanda ve Balkanlar örneklerindeki travmatik yaşantıların büyüklüğü ve paylaşılan acı, sağlanan yardımlarda merkezi bir tema haline gelmiştir. Müdahale aşamasında insani yardım örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, ruh sağlığı uzmanlarıyla işbirliği yaparak işlevselliği en çok bozulan ve şiddetli tepkiler gösteren kişilerin psikolojik ve duygusal yakınmalarını azaltmak için yardım yolları üzerinde çalışmışlardır.

Türkiye’de afetlerde psikososyal hizmetlerin hız kazandığı dönem 1999 Marmara-Gölcük Depremi’ne rastlar. Deprem sonrasında yabancı yardım örgütlerinin ülkeye akını ve ülkemizde o döneme kadar çok az akademisyenin uygulamaya çalıştığı psikososyal hizmetlere dikkat çekmiştir.